ERDOĞAN: “PAMUK ÜRETİCİLERİMİZİN MAZOT VE GÜBRE DESTEĞİNİ DEKARDA 76 LİRADAN YÜZDE 257 ARTIŞLA 271 LİRAYA ÇIKARIYORUZ”

service

ERDOĞAN: “PAMUK ÜRETİCİLERİMİZİN MAZOT VE GÜBRE DESTEĞİNİ DEKARDA 76 LİRADAN YÜZDE 257 ARTIŞLA 271 LİRAYA ÇIKARIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa’da; “Pamuk üreticilerimizin mazot ve gübre desteğini dekarda 76 liradan yüzde 257 artışla 271 liraya çıkarıyoruz. Küresel fiyatlardaki gelişmeleri dikkate alarak pamuk üreticilerimize kilogram başına düşen fark ödemesi desteğini 1 lira 10 kuruştan 1 lira 60 kuruşa yükseltiyoruz. Yağlı ayçiçeğinde ise mazot ve gübre desteğini dekar başına 37 liradan yüzde 195 artışla 109 lira, fark ödemesini de kilogramda 50 kuruştan 70 kuruş seviyesine yükseltiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Akif İnan Konferans Salonu’nda düzenlenen AKP Şanlıurfa Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle:

“Burası sadece seçim sandığı ufukta belirince hatırlanan bir şehir olamaz. Burası siyasetçilerin sadece işi düştüğünde kapısını çalacağı bir yer asla olamaz. Urfa’yı anlamak demek bu şehre değer vermek, meftun olmak, tarihiyle, insanıyla, tüm güzellikleriyle bu şehri sevmek demektir. Urfalının sofrasına oturmayan, yediğini yemeyen, derdiyle dertlenmeyen bu şehri ve insanlarını anlayamaz. Şanlıurfa’nın ciğeri varken kebabı varken dünyaca meşhur mutfağı varken Amerika’ya FETÖ’cülerle benzin istasyonlarında hamburger yemeye gidenler bu şehri hak ettiği şekilde sevemez. İktidara giden yolu benim dili dualı Urfalı kardeşlerimin desteği yerine Londra’daki karanlık lobilerin icazetinde arayanlar bu şehrin temsil ettiği manayı idrak edemez. Türkiye’nin kendi ekonomi programına kafa yormak yerine ithal ekonomi komiserlerine bel bağlayanlar bu ülkenin geleceğine ışık tutamaz. Kaset kumpası ile getirildikleri genel başkanlık koltuklarını korumak için her yolu mübah görenler, Urfa’ya şanlı unvanını kazandıran mücadele ruhunu kavrayamaz. Allah aşkına ekmeğini yediği, suyunu içtiği ülkesini yabancılara şikayet edenler şu mısralardaki vatan sevgisini yüreğinde hissedebilir mi? ‘Ben ölüm, düşman kurşununan ben ölüm, ay yıldızlı bayrak için ben ölüm, dumanlı dağlar, gülü bahçalı bağlar, şirin Urfa’m için ben ölüm.’ Urfa işte böyle canından aziz bildiği vatanı için gerektiğinde ölümü öldüren, hürriyet sevdalılarının şehridir

“PAMUK ÜRETİCİLERİMİZİN MAZOT VE GÜBRE DESTEĞİNİ DEKARDA 76 LİRADAN YÜZDE 257 ARTIŞLA 271 LİRAYA ÇIKARIYORUZ”

Pamuk üreticilerimizin mazot ve gübre desteğini dekarda 76 liradan yüzde 257 artışla 271 liraya çıkarıyoruz. Küresel fiyatlardaki gelişmeleri dikkate alarak pamuk üreticilerimize kilogram başına düşen fark ödemesi desteğini 1 lira 10 kuruştan 1 lira 60 kuruşa yükseltiyoruz. Böylece kütlü pamukta toplam destekleme tutarımız kilogramda 2 lira 14 kuruşa, dekar başına da 1071 liraya ulaşıyor. Yağlı ayçiçeğinde ise mazot ve gübre desteğini dekar başına 37 liradan yüzde 195 artışla 109 lira, fark ödemesini de kilogramda 50 kuruştan 70 kuruş seviyesine yükseltiyoruz. Ayçiçeğinde toplam destek dekarda 297 lirayı, kilogramda 1 lira 11 kuruşu buluyor. Bu yıl 2 milyon 750 bin ton kütlü pamuk ve 550 bin ton ayçiçeği üretimiyle tüm zamanların rekorunun kırılmasını bekliyoruz. ‘Sen üret yeter’ anlayışıyla çiftçilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Açıkladığımız destekleme fiyatlarının üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Togg’u yılın ilk çeyreğinin ardından yollarda görmeye başlıyoruz. Enflasyonun aşağıya doğru hareket ettiğini bunun üzerine kurulan senaryoların da yırtılıp atıldığını göreceğiz.

Bunların milli irade gibi prensipleri olsa küresel odaklara bel bağlamazlar. Altılı masa denilen paravan yapı emellerine ulaşamaz. Ama bizim bıraktığımız zerre misali boşluk da yalan ve iftira siyasetiyle unutmayın anında doldurulacaktır. Yapmamız gereken her bir insanımızın kapısını çalmak, derdini dinlemek ve beklentisini öğrenmek ve kalplerde yer edinmektir.

CHP ve şürekasının savunma sanayii başta olmak üzere yürütülen bu stratejik projeleri sürdürme iradesi de kabiliyeti de yoktur. Bırakın devam ettirmeyi, nükleer santralden İHA ve SİHA’lara kadar yapılan işlere düşmanlıklarını şimdiye kadar defalarca göstermişlerdir.

“BU DEFA AKKUYU NÜKLEER ENERJİ SANTRALİ’NİN ALEYHİNDE KONUŞMAYA BAŞLADILAR”

Nükleer enerji santralini görünce bunlar baya orada takdirde, tebrikte bulundular fakat Ankara’ya döndükten sonra bu defa Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin aleyhinde konuşmaya başladılar. Bu muhalefet böyle bir muhalefet, bunlardan bir şey olmaz. Onun için biz ne yaptığımıza ne yapacağımıza ve bütün bunların söylediklerine kulak tıkayıp yolumuza devam edeceğiz. Aynı durum ülkemizin FETÖ ve PKK terör örgütleri ile bunların yurt dışındaki uzantılarına karşı yürüttüğü terörle mücadele operasyonları için de geçerlidir. Kendisine istisna ile söylediğimiz ‘Bay Kemal’ ifadesini bile sahiplenecek kadar idrak yoksunu bu zatın ve masadaki ortaklarının, ne terörle mücadele gibi bir öncelikleri ne sınırlarımızı güvenli hale getirmek gibi bir dertleri ne de milletimizin çıkarlarını savunmak gibi bir meseleleri vardır. Bunlar şimdi seçim geliyor, 4 tane başlık üzerinde duracaklar. Nedir? Devamlı dinlediğiniz ekonomi. Nedir? İşte bunlar yine bu süreç içerisinde özellikle diplomasi. Nedir? Yine en çok başarılı olduğumuz alanlardan bir tanesi terörle mücadele. Nedir? Bir de üzerinde duracakları bunların mülteci meselesi. Şu anda ülkemizdeki mülteci sorunuyla ilgili bunlar ileri-geri, yalan-yanlış her şeyi söyleyecekler. Akşam başka, sabah başka. Bunlarda yalan en rahat kullanılan, en rahat konuşulan bir şey. Bay Kemal, bunu yaptığı gibi yanındaki şürekası da aynı şeyi yapıyor.

“TÜRKİYE’NİN BU YIKIM EKİBİNİN İNSAFINA KALMAMASI VE BAŞLADIĞI PROJELERİ BİTİREBİLMESİ BİZLERİN GÖSTERECEĞİ ÇABAYA BAĞLIDIR”

Bunların böyle bir dertleri olsa YPG’li teröristleri topraklarını savunan insanlar olarak tarif etmezlerdi. Böyle bir niyetleri olsa terör örgütüyle arasına mesafe koyamayanlarla gizli kapaklı bakanlık pazarlığı yapmazlardı. Böyle bir hassasiyetleri olsa kontrollü darbe diyerek, 15 Temmuz kıyamını kötülemez, FETÖ’cü hain söylemleriyle kendi devletlerine iftira atmazlardı. Millete hizmet gibi bir amaçları olsa ülke ülke gezip Türkiye’yi yabancılara şikayet etmezlerdi. Milli irade gibi prensipleri olsa küresel vesayet odaklarına bel bağlamaz, büyükelçiliklerden icazet dilenmezlerdi. Bay Kemal ve şürekası ülkenin bekasını ilgilendiren bu meselelerdeki tavırlarıyla milli ve yerli bir muhalefet anlayışına sahip olmadıklarını, Türkiye’nin hak ve hukukunu gözetemeyeceklerini ortaya koymuşlardır. Bunların siyasetteki tek kutsalı işgal ettikleri konumlardır. Yoksa Türkiye kaybetmiş, millet sıkıntıya düşmüş, demokrasi yara almış, ekonomi zarar görmüş, ülke düşmanları mutlu olmuş, terör örgütleri palazlanmış, hasılı 85 milyon için önemli olan hiçbir şey bu zat ve ortaklarının umurunda değildir. Türkiye’nin bu yıkım ekibinin insafına kalmaması ve başladığı projeleri bitirebilmesi bizlerin göstereceği çabaya bağlıdır. Biz 7/24 sahada olur, işi sıkı tutarsak Allah’ın izniyle altılı masa denilen paravan yapı emellerine ulaşamaz. Ama bizim bıraktığımız zerre misali boşluk da yalan ve iftira siyasetiyle unutmayın anında doldurulacaktır. Yapmamız gereken her bir insanımızın kapısını çalmak, derdini dinlemek ve beklentisini öğrenmek ve kalplerde yer edinmektir.”

ERDOĞAN: “PAMUK ÜRETİCİLERİMİZİN MAZOT VE GÜBRE DESTEĞİNİ DEKARDA 76 LİRADAN YÜZDE 257 ARTIŞLA 271 LİRAYA ÇIKARIYORUZ”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Arts Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!