VELİ-DER’DEN İSTANBUL’DA EYLEM: “EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK, CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA GÖRÜLMEMİŞ BİR BOYUTA ULAŞTI”

service

VELİ-DER’DEN İSTANBUL’DA EYLEM: “EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK, CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA GÖRÜLMEMİŞ BİR BOYUTA ULAŞTI”

Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

Öğrenci Veli Derneği (Veli- Der) üyeleri, 2022- 2023 eğitim-öğretim yılı ilk döneminin sona ermesinin ardından İstanbul Kartal’da bir araya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı için (MEB) velilerin hazırladığı karneyi açıkladı. Karneye göre, laik bilimsel eğitimde zayıf not alan Milli Eğitim Bakanlığı’nın en başarılı olduğu konular arasında ise ‘tarikat ve cemaatlerle ilişkiler’ yer aldı. Okul öncesi dini eğitim uygulamasına son verilmesi istenen açıklamada; hayat pahalılığının, en çok açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren alt gelir grupları ile yoksul ailelerin çocuklarını etkilediği vurgulanarak “Yoksullaşmayla birlikte eğitimde eşitsizlik, Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş bir boyuta ulaştı. Temel gündemimiz, çocukların açlığı” denildi.

Veli- Der üyeleri, 2022-2023 eğitim-öğretim yılının ilk döneminin bugün tamamlanmasının ardından İstanbul’daki Kartal Meydanı’nda bir araya geldi. Veliler, MEB’e yönelik hazırladıkları dönem karnesinin pankartını taşıdı. Veliler adına hazırlanan ortak açıklamayı dernek üyesi Aysun Eren okudu. Zamların, hayat pahalılığının en çok açlık sınırı altında yaşam mücadelesi veren alt gelir grupları ve yoksul ailelerin çocuklarını etkilediği vurgulanan açıklama şöyle:

“TEMEL GÜNDEMİMİZ ÇOCUKLARIN AÇLIĞI: Yoksullaşmayla birlikte eğitimde eşitsizlik, Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş bir boyuta ulaştı. Temel gündemimiz, çocukların açlığı. Tutuklu bir ailenin 6 yaşında bir çocuğu, babaannesinin evinde, yetersiz beslenme nedeniyle kaybettiğimizi üzülerek basından öğrendik. Yaşadığımız acı gerçeğe rağmen ücretsiz okul yemeği talebi ‘maliyet hesabı’ gerekçesiyle yok sayılmaktadır. Aylardır sürdürdüğümüz mücadele sonucunda, ücretsiz okul yemeğinin yalnızca okul öncesi eğitim ve taşımalı eğitimden yararlanan öğrencilerin devam ettiği pansiyonlu okullarda dağıtılacağıyla ilgili bir açıklama yapıldı. 2020 verilerine göre ülkemizdeki çocukların yüzde 44,3’ü yoksulluk ve açlıkla karşı karşıyadır. Son 3 yıl içerisinde yoksulluğun, zamların artışı ile beraber en iyimser durumda bile bu oran en az her iki çocuğumuzdan birinin açlıkla karşı karşıya kaldığının kanıtıdır. Belirlenen taban fiyatlar üzerinden öğle yemeği ücreti 45- 50 TL’den başlıyor. Okul kantinlerinden ulaşılabilecek en ucuz besin tostun ücreti ise 15- 20 TL. İki-üç çocuklu bir aile için çocukların okulda ihtiyaç duyduğu beslenmenin aylık maliyeti, ülke nüfusunun yarısından fazlasının asgari ücretle yaşamaya çalıştığı bir ülkede aylık gelirlerinin üçte birini aşıyor.

YETERSİZ BESLENME NEDENİYLE ÇOCUKLARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞANIYOR: Yetersiz beslenme nedeniyle kız öğrencilerin yüzde 85’inde, erkek öğrencilerin yüzde 68’inde kansızlık, öğrenme güçlüğü, fiziksel gelişimlerinde yavaşlama veya durma, derslerde bayılma gibi sağlık sorunları yaşamaktadırlar. Tüm okullarda, üniversitelerde acilen ücretsiz bir öğün yemek uygulaması başlatılmalıdır.

EN ÖNEMLİ SORUNLARDAN BİRİ DE İÇME SUYUNA ERİŞİM: Okullarda, en az yetersiz ve dengesiz beslenme sorunu kadar önemli bir sorun olan sağlıklı içme suyuna erişimdir. Ülkemizde, okulların yüzde 95’inin bahçelerinde öğrencilerin su ihtiyacını karşılayabilecekleri çeşmeler yoktur. Olanlarda da su tesisatlarının eski olması nedeniyle şehir şebeke suyu temiz olsa bile, okula ulaştıktan sonra içilebilir olmaktan çıkmaktadır. Kantinlerde 500 ml’lik su 3- 5 TL’dir. Okula harçlıksız gönderilen öğrencilerin kantinden su alması mümkün değildir. Öğrenciler genellikle 500 ml’lik pet şişelerle getirdikleri suyu tüketmektedirler ancak gelişim çağında olan bir öğrencinin 2 litre su tüketmesi gerektiği düşünülürse ve özellikle havaların ısındığı dönemlerde evden getirilen su yetmemekte, daha sonra su ihtiyaçlarını tuvalet çeşmelerinden karşılamaktadırlar. Bu durumda hijyenik olmayan koşullarda hastalığa davetiye çıkarmaktır. Yapılması gereken, eskiden olduğu gibi çeşmeler yapmak ve okulun su tesisatının sık sık bakımını yapmaktır. Veli- Der Edirne Şubemizin ve Edirne Valiliği’nin ortak çalışmasıyla okulların koridorlarına su arıtıcılı sebiller konmuştur. Bir an önce çocuklarımızın sağlıklı içme suyuna erişim hakkı tüm okullarda bir an önce sağlanmalıdır.

ÜLKEMİZDE 1,5 MİLYONU AŞKIN KIZ ÇOCUĞU ARTIK OKULLARDA DEĞİL: Ülkemizde milyonlarca kız çocuğu örgün eğitim dışına çıkmıştır. Kız çocukları şiddet, istismar riski altında yaşamakta, çocuk yaşta evliliğe maruz bırakılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2021- 2022 eğitim öğretim yılı okullaşma istatistiklerine göre ilkokulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin kız çocuğu eğitimin dışındadır. Açık öğretimde okuyan kız çocuğu sayısı ise 636 bin 270’ tir. Yani, 1,5 milyonu aşkın kız çocuğu artık okullarda değil. 6 yaşında çocuklara gelinlik giydiren bir karanlığı yaşadığımız günlerde milyonu aşkın kız çocuğunun örgün eğitim dışına çıktığı bir gerçekliği yaşıyoruz. MEB’in TBMM’de açıkladığı verilere göre ilkokulda 11 bin 654 öğrenci, ortaokulda 28 bin 421 öğrenci, lisede 240 bin 668 öğrenci örgün eğitim dışına çıkmıştır. Asıl gerçek ise çok daha vahimdir. TÜİK 2022 verilerine göre, 15- 19 yaş aralığında 856 bin çocuk örgün eğitim dışına çıkmıştır. Bu çocuklarımızın 556 binini kız çocukları oluşturmaktadır. MEB’in açıkladığı son örgün eğitim istatistiklerinde ise 5- 17 yaş grubunda bir milyon 200 bin 892 çocuk örgün eğitim dışında. Devamsızlar ve okul kaydı olup gitmeyenler bu sayıya dahil değil. Sağlık sorunu vb. istisnai durumlar üzerinden tarif edilen ancak 20 yıllık eğitim politikaları sonucunda olağanlaştırılan açık öğretimde kayıtlı öğrenci sayısı ise 1 milyon 738 bin 198’e ulaşmıştır. Mesleki eğitim merkezlerinde kâğıt üzerinde haftada bir gün okula, 4 gün işyerine, gerçekte ise cumartesi günleri ve bazen de pazar günü işyerlerinde çalıştırılan çocuk sayısı son 1 yılda 159 binden 1 milyon 300 bine ulaşmıştır.

MESLEK LİSELERİNDE OKUL ORTAMINDA VE İŞLETMELERDE KAZA SAYISI YILDA 2 BİN 385’E YÜKSELDİ: Ayrıca mesleki eğitim verilen kurumlarda çocuklarımız, iş kazası yaşama riski ile de karşı karşıya bırakılmaktadır. 2013’te meslek liselerinde okul ortamında ve işletmelerde 239 ‘iş kazası’ yaşanmışken 2019’da bu sayı 2 bin 385 yükseldi. Ayrıntılı veri olmadığı için çocukların hangi kazaları yaşadıkları sonuçlarına ilişkin hiçbir açıklama, veri yok. Genellikle tarım, inşaat, üretime dayalı firmalarda çocuk kayıpları gözlenmektedir. Çocuklarımız yoksulluktan kaynaklı okullarını kitleler hâlinde terk etmek zorunda bırakılmaktadır.

SÖZ KONUSU ÇOCUKLARIMIZ OLUNCA “BÜTÇE YOK” DENİYOR: Söz konusu olan çocuklarımızın eğitim hakkı olduğunda ‘bütçe yok’ denilmekte, çocuklarımızın en temel hakları maliyet hesabı yapılmaktadır. Bütçe vardır ve bu bütçeyi ve ne yapılması gerektiğini bugün buradan bir kez daha açıklıyoruz. Mesleki eğitim merkezlerinde işveren devlet katkısı, 9, 10, 11. sınıflarda olan çocuklara verilen asgari ücretin yüzde 30’u. 12’nci sınıflardaki çocuklara verilen asgari ücretin yüzde 50’si ve Ustalık Telafi Programı’na katılan yetişkinlere verilen asgari ücretin yüzde 50’si olan rakamlar, işsizlik fonundan karşılanmaktadır. Mesleki eğitim merkezlerindeki işveren devlet katkısı işverene değil, burada mesleki eğitim alan çocuklara karşılıksız eğitim desteği olarak verilmelidir. Özel meslek liselerinin sahiplerine ise teşvik adı altında her yıl milyonlarca lira aktarılmaktadır. Özel meslek liselerine verilen teşvike son verilmeli, bugüne kadar özel meslek lisesi sahiplerine verilen ücretler geri alınmalı, bu rakamlar açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan ailelerin çocuklarına eğitim desteği olarak verilmeli, çocukların okullarına geri dönüşü sağlanmalıdır.

ACİLEN EK BÜTÇE AÇIKLANMALI, EĞİTİME YETERLİ BÜTÇE AYRILMALI: 1998’de eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe yüzde 30,03’tü. Eğitim yatırımlarına 2002’de MEB bütçesinden yüzde 17,18 pay ayrılmışken 2023 yılı için eğitim yatırımlarına ayrılan pay 9,18’dir. 2022’de MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesine oranı yüzde 10,79 iken 2023 Mali Bütçe Kanunu Teklifi ile bu oran yüzde 9,64’e geriledi. Bütçedeki bu rakamlar ne olanakların daralması ne de seçeneksizliktir, bir tercihtir. Bu tercih, çocuklarımızın kamusal eğitim hakkından yana değildir. Acilen ek bütçe açıklaması yapılmalı, eğitime yeterli bütçe ayrılmalıdır.

OKULLARDA DEPREM İLE İLGİLİ ÖNLEMLER BİR AN ÖNCE ALINMALI: MEB verilerine göre deprem yönetmeliğinden önce inşa edilmiş okul sayısı 31 bin 307’dir. Son 10 yılda yalnızca 5 bine yakın okula depreme dayanıklılık testi uygulanmış, bunlardan bin 500’e yakın okul depreme dayanıklı olmadığı için yıkılmış, 2 bine yakın okul ise güçlendirilmiştir. Sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi 10 büyük şehrimizde yıkılıp yapılmayan okul sayısı 234’tür. Bu okulların ihaleleri ödenek yokluğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Ancak diğer taraftan özel meslek lisesi sahiplerine teşvik adı altında milyonlarca lira aktarılmıştır. 25 Mayıs 2022 tarihinde bakanlık bütçesinden yalnızca Maarif Vakfı’na 1 miyar 871 milyon lira aktarılmıştır. 2023’te Maarif Vakfı’na 3,5 milyar TL kaynak öngörüldüğü de MEB Denklik Yönetmeliği’nde yer alan değişiklikle açıklanmıştır. Deprem gerçeğimiz son derece açıkken, son yıllarda ülkemizin birçok yerinde art arda depremler yaşanıyorken bu gerçek yokmuş gibi davranılmasını kabul etmiyoruz. Söz konusu olan milyonlarca yaşamdır. Okullar, biz velilerin vergileri ile ayakta. Vergilerimizin bize ait olan kamu kaynaklarının güvenli eğitim hakkı, yaşam hakkı için kullanılmasını istiyoruz. Bugün buradan yetkilileri bir kez daha uyarıyoruz. Okullarda depremle ilgili önlemler bir an önce alınmalı, deprem riski nedeniyle yıkım kararı verilen okullarda güçlendirme değil yıkım kararı uygulanmalıdır.

LAİK EĞİTİM TAMAMEN ORTADAN KALDIRILMIŞTIR: Laik, kamusal, okul öncesi eğitim, tüm çocuklarımızın hakkıdır. Zorunlu imam hatipleştirme, müfredat değişimi, okullaşma politikası, sınav sistemi değişiklikleri, tarikatlarla eğitimde yapılan protokol, iş birlikleri ile laik eğitim tamamen ortadan kaldırılmıştır. Son Milli Eğitim Şurası sonrası alınan kararla ise bu uygulamaların daha da ötesine geçilmiş, okul öncesi dini eğitim 4- 6 yaş Kur’an kurslarının yaygınlaştırılmasıyla 4 yaşa düşürülmüştür. Aralık 2021’de gerçekleştirilen Şura sonrası okul öncesi dini eğitim toplum temelli kurumlar adı altında kısa süre içinde yüzde 153 oranında artırılmıştır. 2022- 2023 eğitim- öğretim yılının başında bu sayı 127 bin 258’e ulaşmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, MEB iş birliği ile her gün yeni açılışlar yapılmaktadır. Açıklanan raporlar ayrıca okul öncesi dini eğitim veren kişilerin, okul öncesi eğitimi almayan kişilerden oluşmaması ve toplum temelli kurumlar adıyla açılan yerlerin çocuklarımızın güvenliği açısından eğitim kurumu niteliğini taşımamasından kaynaklı yaşanılan sorunlara da dikkat çekmektedir. Anne-babalardan gelen bu eleştiriler, kaygılar da Diyanet İşleri Başkanlığı sayfalarında paylaşılmaktadır. Aslolan çocuklarımızın üstün yararıdır. 4-6 yaş arası çocuklarımız bilişsel, psikolojik gelişimi açısından soyut bilgiyi öğrenme döneminde olmadığı koşullarda bu sürecin uygulanması, yaşamlarında telafisi olmayan sonuçlara yol açacaktır. Okul öncesi dini eğitim uygulamasına son verilmeli, okul öncesi eğitim tüm çocuklarımıza ücretsiz, kamusal, bilimsel, eşit eğitim sağlanmalıdır.

HER ÇOCUĞUMUZUN ÖZGÜRCE DERS SEÇME HAKKI VARDIR: Her yıl olduğu gibi ortaokullarda ve liselerde seçmeli ders tercihlerinin yapılacağı bir süreçte günlerdir öğretmenler, biz veliler çocuklarımızın ‘seçmeli dersleri’ seçme hakkı için mücadele ediyoruz. İl, ilçe milli eğitim müdürlükleri sadece din derslerinin olduğu paylaşımları resmi sayfalarından açıklıyor, okullara yalnızca din derslerinin seçtirilmesi için yazılar, mesajlar gönderiliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, camilerde velilerin çocuklarını din derslerine yönlendirilmesi için açıklamalar yayınlıyor, müftülükler, dini yapılar, vakıflar eliyle faaliyetler yürütülüyor. Tüm velilere çağrımızdır. Her çocuğumuzun özgürce ders seçme hakkı vardır. Çocuklarımızın tercihleri dışında ders seçmeye mecbur bırakıldığı durumda tüm velileri derneğimize, şubelerimize ulaşmaya çağırıyoruz. Dernek olarak tüm uyarılarımıza, eylemlerimize rağmen Öğretmenlik Meslek Kanunu, 3 Şubat 2022’de yasalaştı ve sonrasında kariyer basamakları sınavı gerçekleştirildi. Öğretmenlerimiz ücretli, sözleşmeli ve kadrolu olarak ayrıştırılmışken sorun daha da büyütülerek aday, uzman, başöğretmen olarak derinleştirilmiştir. Öğretmenlik Meslek Kanunu, kariyer basamakları uygulaması iptal edilmelidir. Tüm öğretmenler için yoksulluk sınırının üstünde eşit işe eşit ücret, eşit haklar, kadrolu, güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

19 BİN 708 KÖY OKULU KAPATILDI: 2002- 2022 döneminde 19 bin 708 köy okulu kapatıldı. Eğitime erişim en temel hak olmasına rağmen köylerde yaşayan çocuklarımız okulsuz, öğretmensiz bırakıldı. Taşımalı eğitime mecbur bırakıldı. 2022 verilerine göre norm açığının 120 bine ve ücretli öğretmen sayısının 86 bine yaklaşması, 20 bine yakın köy okulunun kapatılması ile öğretmen ihtiyacı her dönemden daha fazla artmasına rağmen yeterli öğretmen ataması yapılmadı. 2021- 2022 yılı atama sayısı son 10 yılın ortalaması olan 40 bin 375’in altında kaldı. Çocuklarımız okulsuz, öğretmensiz, ataması yapılmayan öğretmenler ise özel okullarda asgari ücretin dahi altında veya başka işlerde açlık sınırı altında çalışma koşulları ile baş başa bırakıldı. Geleceğine dair umudu kalmayan onlarca öğretmen yaşamına son verdi. Eğitim, kamusal bir hizmet ve toplumsal fayda üretmesi gerekiyor. Çocuklarımızın geleceğini, ortak geleceğimizi etkiliyor. Bu yüzden MEB’in sürekli olarak ‘bütçe olanaklarını, yetersizliğini’ gerekçe göstermesini kabul etmiyoruz. Çocuklarımızın öğretmen ihtiyacına rağmen bütçede yüzde 1- 1,5 oranında bir artış dahi en az 170 bin öğretmen ataması için yeterli olabilecekken tercih bir kez daha çocuklarımızın kamusal eğitim hakkından yana kullanılmadı. Bir an önce en az 100 bin öğretmen ataması yapılmalıdır.

KAMUSAL EĞİTİMİ KAYBETTİĞİMİZ HER GÜN ORTAK GELECEĞİMİZİ KAYBEDİYORUZ: Özel okul sahiplerinin talebi doğrultusunda özel okul ücretlerine yüzde 65 zam yapıldı. Yapılan zam, özel okulların önemli bir bölümünde yalnızca okul ücreti ile sınırlı kalmadı. Yemek, ulaşım, kırtasiye vb. kalemlere de yansıtıldı. Okul sayısı yetersizliği, öğrencilerin istediği okul türüne yerleşememesi, eğitimin laik, bilimsel niteliğinin ortadan kaldırılması gibi nedenlerle veliler, özel okullara mecbur bırakıldı, gelirlerinin önemli bir bölümünü özel okullara vermek zorunda kaldı. Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler ise asgari ücret hatta sözleşmeleri gerekçe gösterilerek asgari ücretin dahi altında çalışma koşulları ile karşı karşıya. Özel okullar çocuklarımızın eğitim hakkı, öğretmenlerin emeklerinin sömürü çemberi. Özel okulların olanakları ile kamu okullarının olanaklarının eşitsizliği ise eğitimde yaşanılan eşitsizliği her geçen gün daha da artırmaktadır. Türkiye’de faaliyet yürüten özel okul sayısı rekor bir düzeye ulaşmıştır. 2012, 4+ 4+ 4 uygulaması öncesinde Türkiye’de 4 bin 664 özel okul bulunmaktayken 2022 yılı itibarıyla özel okul sayısı 14 bin 179’a; öğrenci sayısı ise yaklaşık 2,5 kat artarak 535 bin 788’den 1 milyon 578 bin 233’e yükselmiştir. Kamusal eğitimi kaybettiğimiz her gün ortak geleceğimizi kaybediyoruz. Özel okul sahiplerine ‘teşvik’ adı altında aktarılan ücretler, kamu okullarına aktarılmalıdır. Özel okullar kamulaştırılmalı, tüm çocuklarımıza eşit, kamusal eğitim hakkı sağlanmalı, tüm öğretmenlere eşit haklara, eşit ücrete sahip koşullarda kadrolu, güvenceli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Biz veliler her yeni güne kaygıyla başlıyoruz. Çocuklarımızın okullara aç gitmediği, yoksulluktan kaynaklı okullarını terk etmek zorunda bırakılmadığı, çocuk yaşta işçileştirilmediği, deprem riski nedeniyle yaşamlarına ilişkin kaygı taşımadığı, okulsuz, öğretmensiz kalmadığı, laik, kamusal eğitim hakları için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

MEB’E BOL “1 PUANLI” KARNE

Açıklamanın ardından MEB için hazırlanan dönem karnesinin olduğu pankart gösterildi. Karneye göre MEB’e, tarikat ve cemaatlerle ilişkilerde, değerler ve din istismarı edebiyatında, eğitimde özelleştirme uygulamalarında ve eğitimde kadrolaşma ve liyakatsizlikte 5 puan verildi. Buna karşın etik eğitimde, laiklik ve bilim uygulamalarında, demokrasi ve insan haklarında 1 puan verilerek başarısız sayıldı. Ayrıca MEB’in okuduğu kitap sayısı kısmına (0) yazıldı.

 

Art’s Magazin  Gündem

VELİ-DER’DEN İSTANBUL’DA EYLEM: “EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK, CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA GÖRÜLMEMİŞ BİR BOYUTA ULAŞTI”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Arts Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!